27 Temmuz 2013 Cumartesi

Komşumuzun Evli Ama Bakire Kızını Bozdum 2

O kadar yorgundum ki, 2 gündür uykusuzdum, birde bu günkü maceramız beni oldukça hırpalamıştı. Hemen uyumuşum. Dudağımdaki masum, ama bir okdarda şehvetli öpücükle uyandım, bir anda panikledim neler oluyor diye. Kendi evimde olduğumu düşünmüştüm, oysa Ayten'lerde idim. Dudağımdan öpen de Ayten'di. "Kalk haydi fedayi, yemek yiyoruz!" dedi. Saate baktım, saat 19:00 olmuştu. Kalktım, yüzümü yıkamak için bahçedeki kuyuya gittim. Ayten de arkamdan elinde havlu ile geldi, kollu kuyudan su çekmeye başladı. Bu arada da kısık sesle, "Fedayim bu gün çokmu yorulmuş bakiiim?" diyerek benle kafa yapıyordu. Yine hınzırlığı üzerinde idi, "Akşama kendini hazırla!" dedi. "Hayrola?" dedim. "Akşama misafirlerimiz var!" dedi. Ben de, "Buyursunlar gelsinler!" dedim saf saf. O anda bir kahkaha koyverdi. "Ne oldu şimdi de böyle kahkahayla güldün?" dedim. Ayten iki omzunu kaldırıp bırakarak, "Hiiiç!" dedi gülerek.

Ayten yer sofrasında mükellef köy yemeklerini döktürmüştü yine. Sofrada kuş sütü eksikti sadece. "Ya Ayten, bu kadar yemeği kim yiyecek?" dedim. "Fedayime feda olsun, bu gün fedayim koyunların arkasında çok yoruldu nene!" diyerek nenesiyle konuşmaya başladı. Nene de, "Kızım bunlar şehir bebesi, dayanamaz buralara!" dedi. Biz böyle hem konuşuyor hem yemek yiyorduk ki, kapıdan 3 tane hatun girdi içeriye. Ben, lokma ağzımda dona kaldım, resmen nefesim kesilmişti hatunları görünce. Üçü de birbirinden güzel, üçü de manken gibi. Tabi Ayten gülmekten yerlerde yuvarlanıyor.

Nenenin, "Oğlum sana diyorlar!" diyerek koltuğuma dürtmesiyle kendime gelmiştim. "He, buyur nene?" diyerek panikle kendime gelmiştim. Hatunlar, "Hoş geldin enişte bey!" diyorlardı. "Hoş bulduk hanımlar!" diyerek sofradan kalktım şapşalca vede centilmence ellerinden öperek, "Siz de hoş geldiniz! Kusura bakmayın, şaşkınlığımı mazur görün, böyle tane 3 huriyi bir arada görünce dilim tutuldu, beni bağışlayın!" dediğimde, Ayten yattığı yerden kalkıp, "Yeter lan kızlara yazdığın!" dedi. Kızlar kendi aralarında, "Bizim kız yaşadı valla!" diyerekten konuşuyorlardı. Ayten yanıma geldi, kolumu çimdiklemesiyle bükmesi bir oldu. Ben, "Noluyor be?" diye Aytenle didişirken, kızlar Ayten'e, "Enişte reklamlardakinden de yakışıklıymış!" diyerek sedire oturdular. Ayten de, "Benim fedayim öyledir kız orospular, ben çirkinmiyim ki fedayim çirkin olsun?" diye kızlara bir hava attı. Kızlardan birisi Ayten'e, "Kız zilli, sana çirkinsin diyen mi oldu da, maşanı çektin hemen!" dedi.

Bu arada nene yerinden kalktı, "Ayten, ben Fatma'ya gidiyorum, bir iki gün Fatma'da kalacağım. Siz gençlerin kendi aranızda konuşacakları vardır. Ama çocuğun üzerine fazla gitmeyin!" dedi ve gitti. Ayten arkasından, "Yok nene yok, korkma sen, ben burdayım!" dedi. Sonra sofrayı el birliğiyle topladılar, çayları gertirdiler. Hemen Ayten'e sordum, "Ayten, karşımda 3 tane huri var, ben henüz isimlerini bile bilmiyorum! Bizi tanıştırmayacakmısın?" diye. O da bana, "Sabırlı ol lan piç, herşeyin bir sırası var!" dedi ve hepsi birden gülmeye başladılar. Hem çay içiyor, hemde muhabbet ediyorduk. Nene gitti diye kızların konuşmaları da iyice raydan çıkmıştı, benim orda olmama aldırış etmeden, 'Orospu, zilli, kaltak, kahpe' gibi kelimeler havada uçuşuyordu.

Derken konu hiç beklemediğim bir noktaya geldi. İsminin Ayşe olduğunu sonradan öğrendiğim kız Ayten'e, "Kız orospu, şu senin kızlık problemini hallettin mi?" diye sorunca, ben anında Ayten'e döndüm ve kulaklarıma kadar kızarmış bir şekilde kaldım. Ayten, "Hallettim tabii! Hem de ne halletme, daha amımın acısı geçmedi!" deyince, hepsi bir ağızdan, "Woaaawww!" diye haykırdılar. Kızlardan biri de Ayten'e, "Kız senin gibi isterik zilliye de öylesi bir yarak yakışırdı!" deyince gülüştüler. Ayşe ordan hemen, "Kız biz ne zaman bakacağız o yarağın tadına? Benim sabrım kalmadı artık!" diyerek oturduğu yerden fırladı, benim dudaklarıma öyle bir yapıştı ki, nefesim kesildi.

Ayten ve diğerleri beni Ayşe'nin elinden kurtarmaya çalışıyorlardı. Oysa ben halimden memnundum. Zaten hatunları ilk gördügüm andan itibaren kafamda bunları nasıl sikerimin hesabını yapıyordum ki, fırsat kendiliğinden ayağıma gelmişti. Gündüz Ayten'in bana söyledikleri doğru çıkıyordu. Ayten bana, (Bu köydeki karıların hepsi de amlarından sikilmek için neler yapıyorlar bir görsen!) demişti. Bu köyün çok zengin olduğunu ve servetlerini karılarının sakladığını, hatta köydeki karılardan bir tanesinin kendini pazarcıya siktirmek için boynundaki Cumhuriyet altınlarından iki tanesini verdiğini bile anlatmıştı.

Artık ben anlamıştım ki, bunlar kendilerini bana siktirecekti. Ama ben kendimi ağırdan satacaktım. O anda Ayten Ayşe'ye bir tokat attı ve Ayşe somurtarak yerine geçti oturdu. Ayten, "Kızlar bana bakın, sizin derdinizi anlıyorum, hepiniz de kendinizi Mustafa'ya siktirmek ve yarağının tadına bakmak için kuduruyorsunuz..." dedi. Hepsi bir ağızdan koro halinde, "Evet, evet, evet!" diyerek Ayten'in sözünü kesip, ne kadar yarak delisi olduklarını ortaya koymuşlardı. Ayten yarım kalan cümlesine devam ederek, "Ama bu iş bedava olmaz!" dedi. Ayşe hemen oradan, "Ne yani, hem amımızı sikip hemde paramızı mı alacak bu orospu çocuğu?" dedi. Ayten de, "Evet öyle, ağzına sıçtığımın kaltağı!" dedi ve Ayşe'yle atışmaya başladılar...

Bu iş benim hoşuma gitmişti, hem am sikecektim, hem elime para geçecekti. Hiç sesimi çıkarmadan hatunların dalaşmasını izliyordum. İsmi Leyla olan hatun diğerlerini susturup, bana dönerek, "Peki kabul, ama bizi yarağa doyuracağına nasıl inanacağız?" dedi. Ben de, "Siz işin orasını bana bırakın, eğer doyuramazsam para almayacağım!" dedim. İsmi Nejla olan da, "Orası tamam da, peki nekadar vereceğiz?" diye sordu. Ayten hemen lafa atıldı, "Rasim ağanın karısı pazarcıya 2 Cumhuriyet altını vermiş! Siz 1 Cumhuriyet altını verin yeter, hatta memnun kalmazsanız hiç vermeyin!" dedi. Hepsi de kabul ettiler. O sırada ben, "Yalnız bir şartım, benimle sikişmek isteyenler amını götünü temizleyip traş edecek!" dedim. Kızlar da, "Ohoo, o iş tamam, kaymak gibi yaptık zaten!" dediler.

"O zaman sıkıntı yok! Şimdiiii... bu gece hanginizi sikeceğim?" dedim. Hepsi bir ağızdan, "Beni, beni, beni!" diye bağırmaya başladılar. Ayten yine devreye girdi, "Bir dakika kızlar, çöp çekin!" dedi. Kabul ettiler. Ayten üç tane değişik boyda kibrit çöpü getirdi, uzun çöpü çeken bu gece yarrağı yiyecekti. Ve çektiler. En kısasını Nejla çekti ve küfür ederek yerine oturdu. Orta boyu da Leyla çekince, uzun çöp Ayşe'ye kalmıştı. Ayşe çocuk gibi seviniyordu. Ayten Ayşe'ye, "Orospu, hadi odaya geç soyun!" deyince Ayşe hemen gitti. Ayten elinde bir tabak ve bir kaşıkla önümde diz çöküp, "Koçum, şundan biraz yede öyle git odaya!" dedi. "Bu ne?" dedim. "Bal, pekmez ve tahin!" dedi. 5-6 kaşık yedim, Ayşe'nin yanına gitmek için kalktım. Ayten kıçıma bir şaplak atıp, "Hadi koçum, dağıt şu kaşar orospunun amını da, kaltağın gözü bir yarak görsün, sikilmek neymiş öğrensin bakalım!" diye beni kışkırtıyordu.

Odaya girdiğimde Ayşe yatakta çırılçıplak yatıyordu. Yanına uzandığımda, hemen dudaklarıma yapıştı. Hem öpüyor, hemde pantolonumun üzerinden yarağımı okşuyordu. Eline geçenden hiç hoşlanmamıştı galiba, hemen doğruldu ve "Bununla mı amımı yırtacaksın lan piç?" dedi ve kemerimi çözmeye başladı. Saniyeler içinde beni çırılçıplak soydu. Yarağımı görünce gözleri yuvalarından fırlayacaktı, "Bu ne ya? Ben bunu alamam! Bu benim amımı patlatır!" diyerek kaçmaya çalıştı. Kolundan yakaladım, "Ya korkma, alışırsın, tadını alınca çok hoşuna gidecek! İnan bana, bu güne kadar siktiğim kadınlar hep aynısını söylüyorlardı, bu yarağın tadına varınca da müptelası olup çıkıyorlardı!" diyerek biraz sakinleştirdim.

Korkusunu atlatan Ayşe'nin eline verdim yarağımı ve ağzına alıp yalamasını söyledim. Yavaş yavaş alışmıştı, yalamaya başladı. Yarrağımın kafasını, gövdesini yalaya yalaya taşaklarıma kadar gelmişti. Bunu hemen çevirdim, 69 olduk. Ben amını yalamaya başladığımda, çoktan amının suyu köy çeşmesi gibi akmaya başlamıştı. Amı çok sahaneydi. Hani derler ya: Am var, amların hası am var! Am var öpülür, am var sikilir, am var içine sıçılır! Ayşe'nin amı amların hasıydı, 16'lik kız amından bile güzeldi, öptükçe öpüyor, yaladıkça yalıyordum. Bu arada iki defa orgazm olmuştu bile. Yani sikilme kıvamına gelmişti. Ağzı da yarağıma alışmış, gırtlağına kadar sokup çıkarıyordu. "Hadi ne olur sik beni, dayanamıyorum artık, sana 2 tane Cumhuriyet altını vereceğim, yeter ki hemen sok o koca yarağını içime, isterse patlasın amım umrumda değil, kurban olayım sok onu bana, her zerresini tatmak istiyorum!" diye yalvarıyordu.

Ayten'e seslendim krem istedim. Az sonra Ayten yanımıza geldi, "Krem yok, sana zeytinyağı getirdim!" dedi ve kendi eliyle Ayşe'nin amına ve yarağıma bolca sürdü. Bu arada Leyla ve Nejla da odaya gelmişlerdi ve Ayşe'yi gıpta ile seyrediyorlardı. Hemen Ayşe'yi sırtüstü yatağın kenarına yaklaştırıp, bacaklarını iki tarafa olabildiğince ayırdım, bir bacağını Leyla'ya, bir bacağını da Nejla'ya tutturdum, "Sakın bırakmayın, bırakırsanız sizi sikmem haa!" diye de tehdit ettim. Gülerek, "Tamam!" dediler. O ara Ayten şalvarını ve külodunu çıkarıp, Ayşe'nin suratına oturdu, amını yalattırmaya başladı. Ayten'e, "Çekil ordan, amını ısrır yoksa!" dedim. Ayten de, "Yok yok ısırmaz, bu orospu alışık bizim amlarımızı yalamaya!" deyince, diğerleri de gülüşmeye başladı. Demek ki bu köyün kızları erkeksizlikten dolayı birbirilerinin amını yalıyordu!

Yarağımı gövdesinden tutup Ayşe'nin amına dayadım, yavaş yavaş amına basıyordum. Daha başı girer girmez Ayşe çığlığı bastı, ama ben durmadım ve yarağımı yarısına kadar soktum. Ayşenin attığı çığlıktan Ayten korkmuş olmalı ki, hemen Ayşe'nin suratından kalktı ve ağzına yastığın kenarını verdi ısırsın diye. Ben de o sırada kalanını kökledim. Ayşe ağzında yastık olduğu için fazla bağıramıyordu. O şekilde hiç hareket etmeden biraz bekledim. Ayşe biraz rahatlamış, amı yarağımı biraz gevşetmeye başlamıştı. Yavaş yavaş sokup çıkarmaya başladım. Ayşe hırıltılar inlemeler arasında, elektriğe kapılmış gibi titreyerek kasılarak bir orgazm daha yaşıyordu. Artık daha hızlı sokup çıkarıyordum. Ayşe tekrar orgazm oluyordu, ama bu defa nefesi kesiliyordu.

Ayşe, "Çıkart artık ölüyorum! Çıkart diyorum sana orospu çocuğu!" diye de küfür ediyordu, yalvarıyor, gözleri kayıyordu. Ama benim hiç umrumda değildi, çünkü ettiği küfürler beynimi kemiriyordu. Kökledikçe köklüyordum. Aytenin, "Çıkart lan, karı ölüyor!" diyerek tokat atmasıyla kendime geldim ve çıkardım. Ayşe bayılmıştı. Benimse yarağım kazık ortada kalmıştı, birtürlü inmiyordu. Ayşeyi kolonyayla falan anca ayılttılar. Kendine geldiğinde, "Bana ne oldu böyle?" diye sorarak etrafına bakınıyordu. Leyla da, "Yediğin yarak yüzünden geberiyordun az kalsın!" dedi. Ayşe halen rüyada gibiydi, "O yarak gerçekmiydi?" diye salak salak konuşuyordu. Leyla benim yarağı avuçlayıp okşayarak Ayşe'ye gösterdi ve "Orospu, bu yarağı ben yemedim ya, sen yedin!" dedi.

Ayşe yarağımı Leyla'nın elinde kazık gibi görünce, "Kurban olurum ben ona, hadi bir daha sok!" diye bana yalvarmaya başladı. Ben zaten boşalamamıştım ve kasıklarım ağrımaya başlamıştı. Nejla ordan, "Sok ozaman ağzına sıçtığımın orospusuna, birgün yarak yüzünden geberip gidecek şıllık!" diyerek Ayşeyi yatırdı ve bacaklarını ayırdı. Ayşe'nin Bacak arasına yanaştım, yarağımı amına dayamamla bir seferde köküne kadar soktum. Bu defa hiç zorlanmadan almıştı. 5-6 dakika daha siktikten sonra, Ayşe yeniden orgazm olmak üzereydi. Ben de zirveye tırmanmaya başlamıştım. Ayşe'nin inleyerek, "Hadi beni içimde yakala!" demesiyle, kendimi saldım ve ikimiz aynı anda boşaldık. Ama ne boşalma, Ayşe'nin amının içinde sanki şehir şebeke suyu patlamış gibiydi, yarağımın kenarından kasıklarıma basınçla döllerimiz fışkırıyordu. İkimiz de pelte gibi yığıldık kaldık. Ayten, Leyla ve Nejla da, hayret ederek bizi seyrediyorlardı.

Bu arada vakit geç olmuştu, Ayten, "Bu günlük bu kadar yeter, hadi bakayım, siktir olun gidin artık!" diyerek kızları resmen kovdu. Kızlar kendilerine çeki düzen verdikten sonra Ayşe'nin koluna girerek evlerine giderlerken, ben de yıkanmak için banyoya girdim. Banyodan çıktığımda, Ayten de yeni çay demlemişti. Taze çaydan içerken, Ayten bana, "Ya karıyı ne biçim siktin öyle, resmen öldürdün orospuyu! Haa, karı giderkene 2 tane Cumhuriyet altını verdi, haberin olsun!" dedi. Ben de, "Bir tanesi senin!" deyince, Ayten, "Olmaz alamam, o senin yarağının hakkı!" diyerek güldü. Gecenin kalan kısmını da da Ayten'le şahane bir sevişme ve güzel bir sikişmeyle noktaladık.

Sabah Ayten koyunları akşamki kızlara katmış, beni saat 11:00 gibi kahvaltıya kaldırdı. Tereyağlı, ballı, kaymaklı mükellef bir kahvaltıdan sonra biz de koyunların yanına gittik.

Komşumuzun Evli Ama Bakire Kızını Bozdum

Merhaba 31 sex hikayeleri okurları. Ben Mustafa, 23 yaşında, 1.87 boyunda, 93 kiloda, eskilerin tabiriyle, taşı sıksa suyunu çıkarır dedikleri iri yapılı biriyim. Askerden geleli 3 ay olmuştu ve ben iş bulamadığım için akşam evde babamla tartışmıştım. Sokağa çıktım ve herzamanki gibi sokağımızın başındaki arkadaşlarla sohbet ettiğimiz, seneler önce kesilmiş büyükçe bir ağacımız vardı, onun üzerine oturmuş sigara içiyordum, hemde kendi kendime düşünüyordum. Babam haklıydı, benim gibi bir adam nasıl olurda iş bulamazdı. Ben bunları düşünürken enseme aniden bir tokat indi. Gayri ihtiyari arkama dömemle karanlıktaki adama yumruğu koymam bir oldu. Adam pat diye yere düştü...

Birde ne göreyim, bu bizim Orhan abiydi! Orhan abi benden 8 yaş büyük, çok sevdiğim bir insan, o da beni çok severdi. Hemen taksici arkadaşım Sezgin'i çağırdım. Taksi durağı yakındı. Sezgin'e durumu anlattım. Sezgin durumumu biliyordu zaten, ben hastaneye gidemezdim, Orhan abinin babası ve abileriyle husumetliydim, beni orada görürlerse tekrar eski olaylar depreşebilirdi. O yüzden gidemezdim. Ayrıca Orhan abiyi üzemezdim. Sezgin Orhan abiyi hastaneye götürmüş ve ailesine de haber vermiş. Orhan abinin ailesi hastaneye gelince de ortalık karışmış, karakola filan haber vermişler.

Sabaha karşı Sezgin hastaneden geldi. Gelir gelmez bana, "Lan şerefsiz, bir şaka için yapılır mı bu?" dedi. Ne oldu falan derken, Orhan abinin çenesi 3 yerden kırılmış ve beyin sarsıntısı geçirmiş. Şok olmuştum. Oysa Orhan abi benim el şakasını hiç sevmediğimi ve bu tür şakalar yüzünden kaç kişinin canını yaktığımı bilirdi. Orhan abi kendine gelince Sezgin'e, "Söyle Mustafa'ya birkaç gün ortalardan kaybolsun, ben hastaneden çıkana kadar piyasada görünmesin!" demiş. Ben de Orhan abiyi kırmamak için, karşı komşumuz Alirıza amcanın kızı ve aynı zamanda çocukluk arkadaşım olan Ayten'in evli olduğu köye gittim.

Alirıza amcalar bizim 25 yıllık komşumuzdu. Bizim orası 28.500 nüfuslu küçük bir ilçe olduğu için herkes birbirini tanırdı. Ayten'le çocukluğumuz aynı mahallede, aynı sokakta, aynı evlerde geçmişti. Ayten'le aynı gün doğmuştuk, yarım saat arayla, ben Ayten'den yarım saat büyüktüm. Bu konu aramızda bazen şaka, bazen kavga konusu olurdu, ama kardeş gibiydik, birbirimizden saklımız gizlimiz yoktu. Günlük kıyafetlerimize kadar birbirimize sormadan veya beğenmeden giymezdik. O kadar birbirimize bağlı idik...

Ben askere gidince, 1 ay sonra Alirıza amcalar Ayten'i dayısının torunuyla evlendirmişler. Zaten birbirlerini de seviyorlardı. Ayten çok güzel bir kızdı, tıpkı Marlin Monroe gibiydi. Herkes ona Marlin derdi. Onun bu güzelliğinin yüzünden ben çok kafa göz kırmıştım, o yüzden Ayten bana hep, "Benim fedayim!" derdi. Bana, "Seni ben evlendireceğim, yengemi sana ben kendi ellerimle bulacağım!" derdi. Ve bulmuştu da, sürekli eve telefon edip köyüne çağırıyordu, bulduğu kıza bakmamı istiyordu. Annemler de ısrar edip duruyorlardı. Bu vesileyle hem Ayten'in, hemde annemin dilinden kurtulurum diye o köye gittim.

Kapıyı çaldım. Kapıyı Ayten açtı, beni görür görmez ta tepeme zıpladı, "Ay fedayim gelmiş!" diye boynuma öyle bir sarıldı ki, nefesimi kesti. "Kız dur, boğuluyorum!" diye bağırdım. Ama o tekrar tekrar sarılıp öpüyordu. Neyse hoşbeşten sonra yemek çay derken, sohbete koyulduk. Akşama doğru ev doldu taştı. Meğer Ayten beni koca köye reklam etmiş, geldiğimi duyan komşular meraktan beni görmeye gelmişler. Misafirler gittikten sonra Ayten'in kayınbabasına, "Yakup amca, bu ne kalabalık, her zaman böylemisiniz?" diye sordum. "Evlat bana ne soruyorsun, Ayten'e sorsana, 2 senedir köyde senin reklamını yapıyor!" dedi. Ben utanmıştım. Ama Yakup amca, "Oğlum ne utanıyorsun, koç gibi adamsın, utanacak ne var?" dediğinde biraz rahatlamıştım...

Saat 22:00 gibi Yakup amca, "Ben yatıyorum evlat, sabah Mersin'e gideceğim. Senin geldiğin iyi oldu, bizim haytadan hayır yok!" dedi. "Ne oldu Yakup amca, hayırdır?" dedim. "Ayten sana anlatsın!" dedi ve yattı. Evde 3 kişi kaldık, 85 yaşında bir nine, Ayten ve ben. Ayten'e kocasını sordum, "Yusuf nerde, niye gelmedi?" diye. "O sabah ancak gelir!" dedi ve başladı ağlamaya. Ayten'in kayınvalidesi ölene kadar Yusuf iyi kötü akşamları eve geliyormuş, o öldükten sonra köydeki 4 tane zibidiye takılmış, çoğu zaman eve de uğramıyormuş. Üzülmüştüm. Ayten, "Boş ver, ben alıştım zaten! Hadi yatalım, sabah koyunları götüreceğiz!" dedi ve herkes odasına gitti. Ama ben sabaha kadar uyumadım.

Sabah Ayten beni uyandırmaya geldi. Ben de yeni uyanmış gibi yapıp kalktım. Bana, "Sabaha kadar uyumadın değil mi?" dedi. "Hayır çok güzel uyudum!" dedim, ama kimi kandırıyorum, Ayten bu, benim ruhumu biliyor. "Yusuf'u bekledin değil mi?" dedi. "Hayır..." falan dedimse de inandıramadım. Kahvaltıdan sonra yanımıza azıklarımızı, çayımızı şekerimizi, çaydanlığımızı ve bir battaniye alıp, koyunları otlatmaya yaylaya doğru çıkardık. Koyunlar otlarken biz çeneye başladık, ama konuşmaya başlar başlamaz Ayten ağlamaya başladı. Hem anlatıyor, hem ağlıyordu. Ayten birden göz yaşlarını sildi ve "Mustafa senin yardımına ihtiyacım var, bana senden başkası yardım edemez!" dedi ve anlatmaya devam etti: Evleneli 2 yıldan fazla olduğunu ve halen kız oğlan kız olduğunu, Yusuf'un kendisini amından hiç sikmediğini söyledi.

Ben şaşırmıştım ve şok olmuştum, ne söyleyeceğimi bimiyordum. "Peki bu zamana kadar ne yaptınız?" diye sordum. Ayten, "Hep götümden sikti! Zaten siki 12-13 yaşındaki çocuk pipisi kadar ancak var, şerefsiz kendi götünü siktiriyormuş!" deyince, ben tekrar şok oldum. Kendime geldikten sonra, "Peki, ne yapacaksın? Boşan o zaman!" dedim. "Olmaz, boşanırsam kayınbabam da ölür! Kaynanam da bunun yüzünden kalp krizi geçirip öldü!" dedi. "Canım benim!" diye sarıldım, kendisinden başka herkesi düşünüyordu, "Peki ben neyapabilirim?" diye sordum. "Bana kesinlikle itiraz etmeyeceksin!" dedi. "Etmem!" dedim. "Kızmayacaksın!" dedi. "Kızmayacağım!" dedim. "Beni ayıplamıyacaksın da!" dedi. "Peki tamam!" dedim. "Bak itiraz edersen seninle ölene kadar konuşmam!" dedi.

İyi biliyorum ki dediğini sonuna kadar yapardı. Bana, "Bayram gününü unutma!" diye de üstü kapalı bir tehdit savurdu. "Tamam, şimdi anlat bakalım, nasıl yardım edeceğim?" dedim. Bu arada odun ateşindeki çayımız da olmuştu. Çaylarımızı da doldurdu, içerken anlatmaya başladı: "Beni sen sikeceksin!" dedi. Şaşkınlıktan ağzımdaki çayı yutamadım, dışarı püskürttüm. Şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemiyordum, "Ayten sen ne söylediğinin farkındamısın?" dedim. "Evet canım farkındayım! Söz verdin unutma!" dedi. "Evet ama ben bunun için söz vermedim ki!" dedim. "Söz sözdür unutma! Hem ben kendimi senelerdir senin için saklıyordum!" dedi. Ben tamamen şaşırdım, "Ayten olmaz!" falan dedimse de fayda etmedi...

"Yapmazsan akşam eve giderken elbiselerimi yırtarım, Mustafa bana saldırdı diye bağırırım, seni de kendimi de rezil ederim valla!" dedi. Çaresiz, "Tamam, tamam!" dedim. Ayten, "Kalk ozaman, yukarı ormana doğru çıkalım!" dedi ve dudaklarımdan öptü. Battaniyeyi aldı yürümeye başladı. Ormana kadar ne söylediysem dinlemedi. Ormanda kimsenin bizi gömesine imkan yoktu, hemen dudaklarıma yapıştı. Vantuz gibi dudaklarımı çekiyor, emiyordu, öyle ki nefesimi kesiyordu. Tam bir profesyonel fahişe gibiydi. Hem öpüşüyor hem soyunuyorduk, artık ok yaydan çıkmıştı. Ayten, "23 yıllık yaraksızlığım sona erecek!" diyor seviniyordu.

Battaniyeyi altımıza yaymamızla soyunmamız bir oldu. Ayten benim aleti görünce gözleri yerinden fırladı, "Oha bu ne lan? Zehra'nın anlattığından da büyük bu! Zehra bunun için mi herkese hava atıyordu? Kaltak, benim yediğim yarağı hiç biriniz yiyemezsiniz diyordu, demek haklı yere kasıla kasıla geriliyormuş orospu! Kaç cm bu?" dedi. "Ne bileyim?" dedim. "Neyse akşam evde ölçerim nasıl olsa!" dedi ve sevişmeye tekrar başladık. Ayten'i altıma aldım, dudaklarından başladım, memelerine gelene kadar 2 defa kasıla kasıla orgazm oldu. Bu arada benim yarrak ta yavaş yavaş kafayı kaldırmaya başlamıştı.

Ayten'in taptaze memelerini yoğuruyordum, nohut büyüklüğündeki uçlarını hafif hafif dişlerken, Ayten'in inlemeleri iyice ayyuka çıkıyordu. "Sessiz ol, biri duyar!" dediğimde ise, "Rahat ol, bu gün buralara bizden başka kimse gelmez!" diyerek inlemelerine devam ediyordu. Bu arada Ayten'in kasıklarına kadar yalaya yalaya gelmiştim. Benim yarrak ta iyice gerilmişti ve zaten 2,5 aydır bir şey görmemişti. Yalayarak Ayten'in o muhteşem bal kutusuna erişmiştim. Bacaklarını yavaşça incitmeden yalaya yalaya arasını iyice ayırdım. Artık Ayten kudurmuş bir şekilde küfürler ederek, tehditler savurarak, "Hadi gir içime, hadi sik beni, patlat amımı, kadının yap beni, sok onu orosbu çocuğu!" diyordu.

Tamam dedim, bu kıvama geldi, ancak bu şekilde içine alabilirdi benim yarrağı. Ayten kendi eliyle yarağımı tutup o tüysüz seftali gibi bal kutusunun ağzına dayadı, bana sadece köküne kadar yüklenmek kaldı. Aksi takdirde benim yarağımı alamazdı. İyice ballanmış amında fırçalayarak başını ıslattığı yarağımın gövdesini de ben tükürükle ıslattım ve "Hazırmısın aşkım?" dedim. "Hazırım canım, hadi sok artık, bayılacağım yoksa!" demesiyle, tek seferde taşaklarıma kadar kökledim. Aytenin sesi ormanın her tarafında yankılanıyordu. O şekilde kımıldamadan 8-10 dakika bekledim içinde. Ayten bana, "Senin ananı avradını sikeyim orosbu çocuğu, beni öldürdü ya lan yarağın, götveren!" diye küfrederek yavaş yavaş hareketlendi, canlandı...

Ama ne canlanma! "Tamam mı? Kızlığımı patlattın mı?" diye sordu. "Evet!" dedim. "İnanmıyorum, ben ben şimdi kadın mı oldum?" dedi. Tekrar, "Evet!" dedim. Bu defa başladı teşekkür etmeye. Biraz öpüştükten sonra tekrar başladık, sikişmemize kaldığımız yerden devam etmeye. Tam bir saat sikiştik. Akşam koyunları sütlerinin sağılması için eve götürmemiz gerekiyormuş, toparlandık ve koyunları önümüze katıp eve vardık...

Cenabet durmak istemiyordum, ninenin yanında Ayten'e, "Ben çok terledim, bir duş alayım!" dedim. Nine hemen ordan, "Evlat bak banyo şurada!" diye bana banyoyu gösterdi. Duşumu aldıktan sonra akşamki yattığım odaya gidip, hemen yattım.

26 Temmuz 2013 Cuma

Karımı Grup Seks İçin İkna Ettim

Selam, ben Güney. 31 yaşındayım. Seks'e hep çok düşkün olmuşumdur. En büyük hayalim ise grupsex yapmaktı, özellikle de karımla, yani karımı başka bir erkekle birlikte sikmekti. Karımla bu konuda çok konuşmamıza ve fantazi yapmamıza rağmen, karım reelde buna yanaşmadı.

İnternette sahte bir Profil açıp, insanlarla sohbet etmeye başladım. Benim gibi, karısı grup istemeyen birsürü erkek olduğunu gördüm. Genelde tek seferlik sohbetler oldu, ama birisiyle uzun zaman sohbetimiz devam etti. Adı Burak idi. İstanbul'dan. Önce evli olduğunu söylemişti. Zamanla sohbetimiz ilerleyince, karısından boşandığını, ama benim yaşadığım şehir olan Kastamonu'da evli bir kadınla ilişkisinin olduğunu, onunla evli bir çiftle grupsex yapmak istediğini söyledi. Karımın bu sohbetlere katılmadığını bildiği için, sadece fantazi ve resim paylaşımlı sohbetler ettik. 4-5 ay kadar sonra, Burak, Kastamonu'daki sevgilisi (Yasemin) ile görüştüğünü, ben istersem 3'lü grup yapabileceğimizi söyledi.

Ben Yasemin'i hiç görmemiştim. Sadece Burağın anlattıklarından, kadının çok isterik ve azgın olduğunu biliyordum. Yasemin, her türlü fantaziye açık, kocasıyla sex konusunda sıkıntısı olan, 27 yaşında, türbanlı bir bayanmış. Küçük memeli ve küçük götlü, 1.68 boyunda, 50 kiloda, kumral bir kadınmış. Burak, Yasemin'le internetten tanıştıklarını, yaklaşık 2 yıldır görüştüklerini, bir kez Burağın ortağıyla 3'lü yaptıklarını söylemişti. Hiç görmemiş olmama rağmen, Burağın anlattıkları Yasemin'i çok istememe sebep olmuştu. Yasemin'in sert sikilmekten hoşlandığını, sexte herşeye açık olduğunu, götten sikilmeyi ve oral sex yapmayı çok sevdiğini öğrenmiştim. Bunu okuyan her erkek, böyle bir orospuyu ben gibi arzulamıştır eminim.

Burak'la, karımın şehir dışında (Annesinde) olduğu bir Pazar gününe anlaştık. Burak Kastamonu'ya geldi, buluştuk. Yasemin'i de anlaştığımız yerden arabaya alıp, evime geçtik. Yasemin türbanlı, zayıf ve hoş bir bayandı. Evde birkaç dakika havadan sudan sohbet ettik. Sonra ben odadan çıkınca Yasemin peşimden geldi ve koridorda dudaklarıma yapıştı. Bana tecavüz edercesine öpüyordu. Ben de karşılık verdim ve hemen bir elimi götüne, bir elimi memelerine attım. Elbiselerinin üstünden sertçe okşayarak öpüşüyorduk. O da boş durmuyor, pantolonumun üstünden yarağımı okşuyordu. Benim heyecanım tarif edilemezdi. Hem daha 10 dakika önce tanıştığım evli bir bayanla sevişiyordum, hem de ilk kez grup yapacaktım.

Koridorda Yasemin'le ayakta birbirimizi soyarken Burak yanımıza geldi. O da arkadan Yasemin'in kalçalarını okşamaya başladı. Sonra da Yasemin benle sevişirken Yasemin'i soymaya başladı. Yasemin pantolonumu indirip yarağımı ağzına aldı. Hiç yarak görmemiş gibi sakso çekiyordu, bu kadar isterik ve azgın bir kadını ilk kez görüyordum. Burak onu soyunca, Burak'la öpüşmeye başladı ve bana arkasını döndü. Ben de hemen küçük götünü avuçladım ve alttan amına yarağımı bir iki sürttükten sonra amına girdim. Amı oldukça sulanmıştı ve kolayca aldı yarağımı. Yasemin bir taraftan da Burağın pantolonunu indirip ona sakso çekmeye başladı. O sırada biz Burakla göz göze geldik. Aramızda mükemmel bir orospu vardı ve ikimiz de uçmuştuk. Sexte bu kadar rahat, azgın ve hiçbirşeye hayır demeyen, tabusuz, sınırsız bir kadın var deseler inanmazdım.

Koridorda ayakta yasemin Burağın sikini yalarken bir süre amından siktim. Burak daha önce Yasemin'in götten sikilmeyi çok sevdiğini ve girerken rahat olmamı, canı yansada devam etmemi söylemişti. İlk boşalmam ve bu heyecanlı ortamdan dolayı kısa sürecekti. Götünde boşalmak istiyordum. Amından çıkarıp göt deliğine yerleştirdim yarağımı ve yavaş yavaş yüklendim. Yasemin'in suratında acı ifadesi vardı ve "Offff!" diye inliyordu, ama hiç dur falan demedi. Ben de yüklenmeye devam ettim ve yarağımı götüne tamamen soktum. O gene Burakla öpüşüyor ve arada da Burağın yarağını yalıyordu. Birkaç dakika götünden büyük bir zevkle siktim ve götüne boşaldım. Ayakta yorulduğumuz için orda bıraktık. Ama gün uzundu, birer duş alıp, giyinmeden havlularla kahvaltı yapıp, biraz sohbet ederek dinlendik.

Sonra salona geçip koltukta gene öpüşmeye başladık. Yasemin iki erkeğin arasında çok rahat çok istekli idi. Böyle isterik bir kadın olamazdı. 10 kişi sikse zevkten kudurur ama itiraz etmezdi. Bu sefer koltukta Yasemin yarağımı yalarken, Burak amını sikmeye başladı. Amındaki yarağın zevkiyle kuduran Yasemin, gözüme bakarak, beni ağzıyla uçuruyordu. Bu pozisyon karımla en çok yaşamak istediğim pozisyondu. Ben karımın ağzına verirken, bir başka erkeğin de karımı sikmesiydi. Bunu karımla yapamamıştım, ama Yasemin'le harika bir grup yapıyorduk.

Sonra Yasemin, ben yatarken yarağımı amına alarak üstüne oturdu, Burak ta sırtını öperek götüne girmeye başladı. Tost yapmıştık Yasemin'i. Orospu o kadar zevk alıyordu ki, inlemelerini ve bağırmalarını komşular duymasın diye dudaklarını öpmeyi bırakamıyordum. Memeleri de ufak olmasına rağmen uçları fındık gibi ve sertti. Ellerim de memelerini avuçluyor ve uçlarını parmaklarımın arasında sıkarak canını yakıyordum. Bu onu dahada kudurtuyordu. Biraz sonra Burak Yasemin'in götüne boşaldı. Ben de amından sikmeye devam ederken, Yasemin gözüme bakarak sanki delirmiş gibi sarsılarak ve inleyerek boşaldı.

O ince çıtıpıtı kadının böyle değişebilemesi beni çok şaşırttı. Orgazm olurken resmen gözleri kaymış, kendini kaybetmişti. Ben de birkaç dakika sonra amına patladım. Korunduğunu bildiğim için amına büyük bir zevkle boşaldım. Burak yol yorgunu olduğu için dinlendi. Biz Yasemin'le banyoya gittik. Onu kendi ellerimle heryerini okşayarak yıkadım. Dudaklarını da kemiriyodum resmen, tabii kaltak ta benimkini. Önümde çöktürüp suyun altında verdim ağzına. Beni yalayarak boşaltacaktı. Tam boşalırken ağzından çıkarıp, ilk kez bir kadının suratına 31 çekerek boşaldım. 3. kez boşalmama rağmen bayağı bir sperm fışkırmış, yüzüne gözüne saçlarına dağılmıştı. Yasemin'in çok zevk aldığı belliydi.

Dinlenirken sohbet ettik gün boyu. Kocasının seks yapmayı sevmediğini, hiç sikmese aklına gelmediğini anlattı. Ama o çok azgındı. Zaten kocası yeterince sikse bile, ben onun tek erkekle doyabilceğini düşünmüyordum.

Sabah 8:00'de buluşmuştuk ve Yasemin eve akşam 17:00'de dönmek zorundaydı. O saate kadar evde çıplak dolaştık. Mutfakta, banyoda, salonda... dinlendikçe oynaştık ve seviştik. Burak'la beraber tost yapmadık birdaha, ama üçümüz beraber duşta da sikiştik. Hayatımda hiç bu kadar azgın olduğumu hatırlamıyorum. Yaseminin her deliğini defalarca siktim, 5 yada 6 defa boşaldım. Onlar gittiğinde de yorgun ve mutlu bir şekilde, yaşadığım rüya gibi günü düşünerek ve birgün karımı da Tost yapabilmeyi hayalleyerek uyudum :)

Kızlığımı İlk Sevgilim Bozdu

Selam arkadaşlar. Ben Sena, 1.70 boyunda, dolgun ve çıkık kalçalı, yuvarlak göğüsleri olan, erkekleri kolayca etkileyebilen bir bayanım. Anlatacağım olay 16 yaşımda, Lisede okurken gerçekleşti. Okulumuzda oldukça yakışıklı erkekler vardı. Ama benim en çok ilgilendiğim, benlede en çok ilgilenen ve sonralarda bana ilgisini açıkca söyleyen Murat bir başkaydı. Murat 1.92 boyunda, omuzları geniş, spor yaptığı için kaslı bir vücudu olan, dudak ısırtacak derecede yakışıklı bir erkekti. Onunla tanışalı 2 ay olmuştu ve bizim aramızda hoş bir muhabbet oluşmuştu. Beni sınıftan alır, birlikte bahçeye çıkardık. Birlikte sigara içerdik.

Bir haftasonu arkadaşlarla buluşacaktık ve Muratta gelecekti. Birlikte bir kafeye gittik sohbet muhabbet derken yanıma sokuldu ve elini omzuma attı. Bende hafifçe kendimi ona doğru bastırdım. Bir süre öyle oturduk. Sonra yavaşça elimi tuttu ve kulağıma "Sevgilim olur musun prenses?" diye fısıldadı. O anda dünyalar benim olmuştu. Ben de onun kulağına uzandım ve sessizce, "Evet!" dedim. Artık bahçede, koridorda, kantinde hep el eleydik. İlişkimizin 8. ayında ilk defa öpüşmüştük. Ama ne öpüşme!

Yine parkın tenha olduğu bir saatte yan yana oturuyor, birbirimiz öpüyor, okşuyor, bir yandanda sohbet ediyorduk. Sonra Murat beni nazikçe belimden tutarak kucağına oturttu. Siki tam olarak amımın altındaydı ve taş gibiydi. Hissedebiliyordum. Sonra yavaşça işaret parmağıyla çenemi yukarı ittirip yüzümü yüzünün hizasına getirdi. Kulak mememi öptü ve "Seni istiyorum prenses!" diye fısıldadı. Sonra yavaşça dudaklarını dudaklarıma değdirdi. Benim karşılık verdiğimi gönce nazikçe dudaklarımı öpmeye başladı. Ben de onu öpüyordum. Bir eli belimde, bir eli ise kalçamdaydı. Nazikçe okşuyordu. Benimse bir elim göğsünde, diğer elimse saçlarındaydı. Dudaklarımı emiyor, dilini atğzıma sokuyor, beni delirtiyordu. Dillerimiz resmen birbirini sömürüyordu. Nefes nefese kalmıştık. Başımı omzuna yaslamış nefesimin düzene girmesini bekliyordum. Murat ise bana iltifatlar ediyor, saçlarımı okşuyordu.

Aradan bir hafta geçmişti Murat beni evlerine çağırdı. Aileme, bir kız arkadaşımda kalacağımı söyleyerek, adeta uçarak Murat'ın evine gittim. Yaz mevsiminde olduğumuz için altıma mini şort, üstüme askılı üzerime 1 beden büyük gelen bir tişört giymiştim. İçime kırmızı bir tanga giymiştim, sütyen takmamıştım. Hafif makyaj yapmış, kırmızı bi ruj sürmüştüm. Saçlarımı açık bırakmıştım. Ayağıma da Vanslarımı giydiğimde tam bir afet olmuştum. Hemen Murat'a gittim. Güzel bir yemek hazırlamış masayı kurmuş, iki tane mum yakmıştı. Çok romantik bir ambiyanstı. Hemen yanıma geldi ve sarıldı. Çok hoş bir parfüm sıkmıştı. Kokusu beni benden alıyordu. Sonra yavaşça beni kalçalarımdan tutarak kaldırdı ve şehvetle öpmeye başladım. Bense kendimi kaybetmiş deli gibi inliyordum ve sırtını okşuyordum. Sonra yavaşça kucağından indirdi beni ve "Hadi yemek yiyelim!" dedi. Güle eğlene yemeklerimizi yedik, birazda içtik.

DVD'ye bir romantik komedi türünde film koydu, izlemeye başladık. Kafasını göğüslerime yaslamıştı, bense saçlarını okşuyordum. Sonra bacaklarımı okşamaya başladı. Bu beni çıldırtıyordu. Aniden bana doğru döndü ve ben de mecburen kanepeye uzandım. Şimdi tamamen üstümdeydi. Vücudunun her hattını hissedebiliyordum. Sonra dudaklarıma yapıştı. Sanki hayatı buna bağlıymışcasına emiyordu. Elleri kalçalarımda doğruldu ve beni kucaklayıp yatak odasına götürdü. Beni yavaşça yatağa bıraktı ve tekrar üstüme çıktı. Dudaklarımı tekrar sömürmeye başladı. O kadar çok zevk alıyordum ki, adeta uçuyordum. O kaslı ve mükemmel vücudun altında sadece kıvranabiliyordum.

Askılı tişörtümü çıkardı ve hiç zaman kaybetmeden göğüslerime yumuldu. Bense o zamana kadar hiç tatmadığım bir zevki tadıyordum. Göğüs uçlarımı emiyor, ısırıyor, zaman zaman tamamını ağzına almaya çalışıyor, alt yuvarlağını ısırıyor, beni adeta uçuruyordu. Sonra şortumla birlikte tangamı da indirdi. Hemen amıma yumuldu. Amımın ıslak olmasına aldırış etmeden çılgınca yalıyordu. Bense başını amıma bastırıp, delice inleyebiliyordum sadece. Dilini amımın içine sokuyor, klitorisimle oynuyordu. Ve ben kasıla kasıla, çığlıklarla orgazm oldum. Murat ise orgazm olmama aldırış etmeden halen daha amımı yalıyordu. Çok geçmeden tekrar orgazm oldum. Kafasını amımdan kaldırdığında yüzünde tutkuyla karışık çok tatlı bir gülümse vardı. Hemen kalktım udaklarına yapıştım...

Dudaklarımız ayrıldığı gibi onun boynunu, göğsünü yalaya yalaya aşağıya indim. Pantolonunun fermuarını indirdim, sonra da boxerını. Ve işte beni göklere uçuran Murat'ın yarağı gözlerimin önündeydi. Bileğimden daha kalın, uzun, oldukça heybetli ve damarlıydı. Kafası pespembeydi. Ellerini kalçlarıma attı ve "Şimdi sıra sende prenses!" dedi. Daha önce hiç sakso çekmemiştim, ama porno filmlerde çok izlemiştim. Murat'ın yarağının kafası anca ağzıma sığıyordu. Bir elimle taşaklarıyla oynuyordum, diğer elimle yarağına 31 çektiriyodum. Hemde yarağını deli gibi emiyordum. Ben emdikçe zaten dev gibi olan yarağı dahada büyüyordu. Emdikçe sıvıları geliyordu, çok tatlıydılar. Hepsini emiyordum.

Sonunda, "Yeterli!" dedi ve beni omuzlarımdan iterek yatağa yatırdı. Kulak memelerimi emmeye başladı, o sıradada göğüslerimi okşuyordu. Sonra boynuma doğru indi. Ben artık dayanamıyordum. Amım yanıyordu. "Sik beni aşkım, sik beni Murat. Erkeğim!" diye inliyordum. Üzerime uzandı, "Bakire misin sevgilim?" diye sordu. "Evet, ama bekaretimi sen al istiyorum, senin kadının olmak istiyorum!" dedim. Yavaşça kalktı, odadan çıktı. Geldiğinde elinde peçeteler vardı, "Bunlara ihtiyacımız olacak!" dedi ve gülümsedi. Aman Tanrım o kadar seksiydi ki!

Üzerime çıktı, bacaklarımı ayırdı ve yarağını amıma hizaladı. Yavaşça sokmaya başladı. Başı girdiğinde sanki dünyam başıma yıkılmıştı. O kadar canım yanıyordu ki, o an attığım çığlık hala kulaklarımda. Bir süre öyle bekledi. O sırada kulak memelerimi emiyor, göğüslerimi okşuyordu. "Zor kısmı bitti birtanem, kafası girdi. Artık sen de zevk alıcaksın!" diye fısıldıyordu. Sonra yavaşça dahada girmeye başladı. Tanrım o nasıl bir acıydı, sanki içimi yarıyordu. Sonunda tamamı içimdeydi ve içimi tamamen doldurmuştu. Rahim duvarımı zorluyordu. Eğildi ve göğüslerimi emmeye başladı. Sonra uzanıp peçeteleri aldı ve yavaşça sikini çıkardı. O an amımdan bir miktar kan aktı.

Sonra yavaşça tekrar soktu. Hareketlerinde beni incitmemeye, bilhassa zevk almama çok önem veriyordu. Hızlanmaya başladığında artık acının yerini zevk almıştı. Müthiş zevk alıyordum. Sonra pozisyon değiştirdik ve Murat bacaklarımı göğsüne alıp amıma kökledi. İlk seferki gibi yavaş davranmıyodu. Sanki bir tren pistonu gibi gidip geliyordu. Ve benim vücudumu bir titreme sardı. Orgazm olmuştum. Zangır zangır titriyor, durmadan kasılıyordum. Muratsa durmak bilmiyordu. En az yarım saat beni o pozisyonda sikti. Kaç defa orgazm olduğumu hatırlamıyorum bile.

Sonra o sırtüstü yattı ve benim üstüne çıkmamı istedi. Hemen çıktım. Yarağı kalın olduğu için kolayca alamıyordum. Resmen amımın duvarları yırtılıyordu. Yavaş yavaş oturup kalkarak yarısını aldım. O damarlı sert yarak beni kendimden geçirmişti. Birden tamamen oturdum üstüne ve derin bir, "Ohhhh!" çektim. Muratsa uzunca nefesini verdi. Benim hareket etmeye başladığımda Muratta boş durmuyor göğüslerimi yoğuruyordu. Aman Tanrım! Göğüslerimi okşamasının etkisiyle sarsıla sarsıla orgazm oldum ve üzerine bıraktım kendimi. O ise durur mu? Alttan pompalamaya başladı, beni yine zevkin doruklarına çıkarıyordu. Hem pompalıyor, hem benle öpüşüyor, hemde vücudumu okşuyordu. "Mükemmelsin! Harikasın!" gibi şeyler söylüyordu.

Sonra beni yan yatırdı ve öyle sikmeye başladı. Tanrım, en az bir buçuk saattir sikişiyorduk ve ben orgazmlarımın sayısını unutmuştum. Oysaki Muratta ne bir kasılma, ne bir duraksama. Kaşık pozisyonunda da yarım saate yakın sikiştik. Artık dermanım kalmamıştı. Bacak kaslarım kasılmaktan yorulmuştu. Son orgazmımı olduktan sonra ona, "Aşkım ne olur artık boşal. İnan çok yoruldum, bayılacağım!" dedim. O ise, "Peki kadınım!" dedi ve misyoner olduk. Hızla gidip gelmeye başladı. Yarağı o kadar şişmiş ve uzamıştı ki, resmen kolum kadar olmuştu. Bense o anda bunları düşünemiyor, sadece içimdeki sert yarağın zevkini çıkarıyordum. Beş-altı dakika daha gidip geldikten sonra ben son orgazmımı olurken, o da amımdan çıktı ve göğüslerime ve birazda göbeğime fışkırdı. Ama ne fışkırma! Dölleri en az yarım çay bardağını doldururdu. Sonra yanıma yığıldı.

Bir süre nefesimizin düzene girmesini bekledik. Sonra bana doğru döndü ve dudaklarımdan öptü. "Harikasın birtanem. Keşke seni daha önce sikseydim!" dedi ve dudaklarıma küçük bir öpücük kondurdu. Yatak benim am sularım ve tükürüklerle dolmuştu. Çarşafsa kaymıştı. Bu kadar çılgınca sikiştiğimizin farkında değildim. Beni kucağına aldı ve "Hadi banyo yapalım!" dedi. Beni kollarında banyoya gçtürdü. Önce o beni yıkadı, sonra ben onu yıkadım. Sonrasında çarşafları değiştirdik ve çırılçıplak birbirimize sarılarak uyuduk. Uyuduğumuzda zaten saat 05:30 idi.

Sabah kalktığımda yanım boştu. Şortumu ve askılımı giydim. Bir baktım ki sevgilim bana kahvaltı hazırlıyor. Gelde böyle bir sevgiliyi sevme! Murat ile halen daha devam eden güzel bir ilişkimiz var. O şu anda Anadolu Üniversitesi'nde okuyor. Ve bir aksilik olmazsa, seneye ben de onun okuduğu bölüme gideceğim.

Üvey Kız Kardeşimi Götten Siktim

İşsiz güçsüz bir delikanlıydım. Daha doğrusu, kendime göre bir iş bulamadığım için, çalışmıyordum. Her zaman para sorunu yaşardım. Para sorunumu halletmek için devreye üvey annemi sokardım. O da bir şekilde babamı ikna edip, aldığı parayı bana veriyordu. Kısacası baba parası yiyordum. Üvey annemin bir de kızı vardı, Serpil adında. Serpil birkaç aylık nışanlıydı ve yakında evlenip gidecekti. Bir markette kasiyerlik yapıyordu. Nişanlı olduğu için, aldığı paradan bana zırnık bile koklatmıyordu. Beyaz eşya aldığından onların taksitlerini ödüyordu. Kısacası, çeyiz düzmekle uğraşıyordu.

Serpil'in nişanlısı Ferit adında, kendini beğenmiş, gıcık biriydi. Bize geldiği zamanlar Serpil'den başkasını gözü görmezdi. Saatlarce bizde kalır, Serpil'in odasından çıkmazdı. Bu duruma karşı çıktığım halde beni ciddiye bile almazlardı. Serpil haftalık iznini onunla beraber geçirirken, eve akşam geç saatlerde dönerdi. Aralarında sekiz yaş vardı. Ferit'in babası inşaatçı olduğundan kendisi de onunla takılırdı. Kendisi çalışmadığı halde babası sayesinde idare ediyordu. Son model arabası vardı, bununla ne bok yediği belli değildi. Zamparalık dahil herşey beklenirdi ondan. Zihnimdeki acabalar gittikçe artarken, bütün bu düşünceler içimi kemiriyordu.

Daha önceki yıllarda ailece her yaz köye gider, birkaç ay tatil yapardık. Fakat o yaz, Serpil çalıştığı için zorunlu olarak ben de yanında kalmıştım. Babamla üvey annem köye gideli bir aydan fazla olmuştu. Serpil ile evde beraber kaldığımız süre içinde herhangi bir olumsuzluk olmamıştı. Serpil sabah saat 9:00 gibi işe gidiyor, akşam 19:00 gibi dönüyordu. Son zamanlarda geç kalsa da, kafama takmıyordum. Daha önce ben Serpil'in eşofman giymesine karşı çıkarken, artık herhangi birşey demiyordum. Doğrusu hoşuma bile gidiyordu. Eşofmana sığmayan, dolgun yuvarlak kalçalarının yanında, giydiği külotun izi bile anlaşılıyordu. İlk zamanlar normal külotlardan giyerken, son zamanlar tangaya merak salmıştı. Eşofmanın altındaki tanga, kalçalarını ikiye bölüyordu. Durumu dikkat çektiği halde, yanımda oldukça rahattı. Serpil'e karşı hislerim değişmeye başlamıştı.

Yazın çok sıcak olan evimiz geceleri uyku uyutmuyordu. Serpil'in de serzenişleri de bunu doğruluyordu. Sıcak nedeniyle uyuyamadığını, uykusuz yorgun halde işe gittiğini söylüyordu. Sabahları kalkmakta zorluk çekiyordu. Kaldırmam için yardım istemişti. Bir sabah uyandırmak için, odasına girdiğimde inanılmaz bir manzarayla karşılaşmıştım. Serpil, yüzü koyun uzanmış, külot sütyen yatıyordu. Külot dedimse bu normal bir külot değildi, tanga idi. Giydiği tanga kalçaların arasında kaybolmuştu. Sadece üst kısmı görünüyordu. Yastığa sarılmış, kalçalarını da geriye doğru çıkarmıştı. Bembembeyaz teni inanılmaz güzeldi. Beyaz kalçalar kabak gibi parlıyordu. Bu görüntü beni mahvetmişti. Manzara karşısında dayanamayıp külotuma boşaldım.

O günden sonra Serpil'e bakışlarım dahada değişmişti. İzin günleri geç saatlere kadar nişanlısıyla beraberdi. Kendisine, nişanlısından hoşlanmadığımı, o mendeburdan herşey beklenebileceğini söylerken, dikkatli olması için tembihliyordum. Serpil söylediklerimin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Bana, "Merak etme Gökay, bu konuda bana sonuna kadar güvenebilirsin!" diyordu ve ben de ona güveniyordum. Kendisine güvendiğim için de üzerine gitmiyordum. Daha sonraki günler bu konularda daha samimi olmuştuk.

Bir akşam eve gelirken 6 şişe bira getirmiştim. Babamlar evde olmadığından içmemde bir sakınca yoktu. Serpil bu konuda ağzını bile açmamıştı. Ona, "Sen de içsene kız!" dedim. Serpil, "Töbee töbee, delimisin sen yaa!" diyor, içmek istemiyordu. Ben de, "İç şunu kız, birşey olmaz!" diyerek ısrarımı sürdürüyordum. Sonunda, "İçerim, ama sarhoş olursam sorumlusu sensin!" dedi. Hem müzik dinliyor hemde içiyorduk.

Serpil ikinci bira şişesini bitirdiğinde, kelimeler ağzında yuvarlanıyordu, gözleri kaymış, ne dediğini bilmez haldeydi. Serpil, "Başım dönüyooor, ben şimdi sarhoş mu olduummmm?" derken kahkalara boğuluyordu. Alışkın olduğum için, bir iki bira, beni etkilemiyordu. Ben kendimi konrol ederken, Serpil kendini kaybetmeye başlamıştı. Nışanlısıyla ilişkisinin ne düzeyde olduğunu öğrenmek istiyordum. Ben sordukça, yarım yamalak anlatmaya çalışıyordu. Anlattığına göre, öpüşme ve ellemelerin dışında henüz ilişki yaşamamışlardı. Nışanlısı daha fazlasını isterken, kendisinin buna izin vermediğini söylüyordu.

Vakit ilerledikçe Serpil kendinden geçiyor, sarhoş oluyordu. Daha fazla dayanamadı ve koltuğa uzandı. Kısa bir süre sonra da sızdı ve uykuya daldı. Öyle tatlı, öyle güzeldi ki, bakmaya doyamıyordum. Sırtüstü yattığı için, badinin içine sıkışan göğüsleri pramit gibi duruyordu. Birkaç kez, "Serpiill! Serpiill!" diye seslendiğim halde, ölü gibi yatıyordu. Cesaretimi toplayıp yanına yaklaştım. Dizlerimin üzerine çömelerek birkaç kez dürttüm. Kıpırdadığında, bir bacağı koltuktan kayarak yere değdi. O anki görüntüsü dayanılır gibi değildi. Açılan bacakları amını da ortaya çıkarmıştı. Eşofmanın içindeki am, ortadan ikiye bölünmüş gibiydi. Şişkin yuvarlak amı, beni inanılmaz heyecanlandırmıştı. Zaten kalkmış olan yarrağım, bu görüntü karşısında zonklamaya başlamıştı.

Başımı bacaklarının arasını sokup, eşofmanın üzerinden amını koklamaya başladım. Amını koklarken, neredeyse boşalacaktım. İnanılmazdı ve harika kokuyordu. Dokunmak istiyordum, ama cesaret edip amına dokunamıyordum. Bendeki istek ve arzu büyüdükçe, kendimi frenliyemiyordum. Ne olacaksa olsun düşüncesiyle, eşofmanın üzerinden amına dokundum. O an zevkten titremiştim. Amının girinti ve çıkıntılarını parmaklarımla yoklarken, şeklini şemalini öğrenmeye çalışıyordum. Eşofmanı inceydi ve ellemesi daha kolay oluyordu. Amını görmek için eşofmanı araladım. Minik külotu, amının kıllarını bile kapatmıyordu. Giydiği külot tanga olunca bu görüntü kaçınılmazdı. Amının üst kısmına bakarken daha fazlasını görmek istiyordum. Bunun için eşofmanını çıkarmam gerekiyordu. Salonda çıkaracak olsam, uyandığında söyleyecek kelime bulamazdım. Dürtükleyerek, "Kalk kız burda uyuma, yatağına git yat!" diye seslendiğimde, sadece anlamadığım birşeyler mırıldandı, hepsi o kadar.

Koltuk altlarından tutarak ayağa kaldırdım. Kucaklayıp odasına taşıdıktan sonra, yatağın üzerine sırtüstü bıraktım. Işığı açıp ayak dibine oturdum. Derin bir nefes alarak, eşofmanın lastikli yerinden tuttum, bacaklarından yavaş yavaş sıyırarak ayak uçlarından çıkardım. Şimdi üzerinde sadece siyah tangası kalmıştı. Amını bile kapatmayan bu küçük bez parçasını indirirken kalbim duracak gibiydi. Sonunda onu da çıkardım. Daha iyi görmek için bacaklarını dizinden kırarak yanlara doğru açtım. Şimdi amı tamamen ortaya çıkmıştı. Karşımda mükemmel bir manzara vardı. Uzun kılların arasındaki yarık boydan boya uzanıyordu. Amının dudakları, sağlı sollu ağız kısmını kapatıyordu. Klitorisi ise küçük, ama diriydi.

İncelemeye devam ederken, yarrağım kalkmış zonkluyordu. Çıplak kalçaları, kocaman görünüyordu. Daha sonra, ayak bileklerinden tutup bacaklarını yukarı ve yanlara doğru açtım. Kalçaları kabak gibi ortaya çıkmıştı şimdi. Siyah kıllarla çevrili götdeliğinin varlığı anlaşılmıyordu bile. Amının sıcaklığı yüzüme vururken, sanki sidik kokuyordu. Burnuma vuran bu koku, en kaliteli parfümden bile daha etkiliydi. Tüm cesareti toplayıp dilimi amına değdirdim, sonra da yavaş yavaş yalamaya başladım. Tuzlu bir tadı vardı. Tuzlu olmasına rağmen hoşuma gitmişti.

Uyanma ihtimali vardı. Daha dikkatlı olmam gerektiğini düşündüm. Kafamdaki düşünce nedeniyle bacaklarını yavaş yavaş bıraktım. Bu görüntüyü ölümsüzleştirmem lazımdı. Bir daha böyle bir fırsat yakalayamayabilirdim. Gittim salondan telefonumu aldım geldim. Amını ve götünü en ince ayrıntısına kadar çekip telefonuma kaydettim. İlerki günlerde 31 çekmemem için harika bir yatırımdı. O ana kadar, boşalmamak için kendimi zor tutmuştum, artık boşalmak istiyordum. Serpil'in amına bakarken, çeşitli fantaziler hayal etmeye başladım. Onu sikmek, amına sokmak istiyordum, ama bu mümkün değildi. Hayal bile olsa girip çıkmaya başladım. Bir iki dakika içinde titremeye başladım. Büyük bir zevk kasıklarımı sararken daha fazla dayanamamıştım. Saniyeler boyunca boşaldıkça boşaldım. Yarrağımdan fışkıran döller çarşafı berbat etmişti. Ama bu umrumda bile değildi. Bu benim için unutulmaz bir andı ve bunu doyasıya yaşamak istiyordum.

Birkaç dakika sonra iyice rahatlamıştım ve kendime gelmiştim. Önce tangasını, ardından eşofmanını giydirip üstünü başını düzelttim. Çarşafına dökülen döllerimi temizledikten sonra her hangi bir olumsuzluk varmı diye etrafa baktım. Sadece döllerin ıslaklığı kalmıştı çarşafta, o da önemli değildi, hava sıcak olduğu için sabaha kadar kuruyacağından emindim. Işığı kapatıp odadan çıktım.

Ertesi gün uyandığımda saat 12:00'ye geliyordu. Serpil işe gitmişti. Odasını kontrol ettiğimde çarşafın değiştirilmiş olduğunu farkettim. Kirlilerin konduğu sepete baktığımda, tanga, eşofman bir de çarşaf, aynı yerdeydi. Acaba birşeyler anlamışmıydı diye doğrusu çok merak ediyordum.

Akşam saat 22:00 gibi eve geldiğimde, Serpil yemek yapmış beni bekliyordu. Geç geldiğim için, "Nerde kaldın yaa? Saatlerdir seni bekliyorum. Seni beklediğim için ben de yemedim!" diye sitem etmesi, bir an canımı sıktıysa da, yüzündeki gülümseme beni yumuşatmıştı. "Özür dilerim kız, açlıktan ölmeni istemem! Sonra bizimkiler ne der!" dedim. Serpil, "Sen özür dilermiydin Gökay?" diye takıldı. Ben de, "Biricik kardeşimden özür dilemeyeceğim de, kimden dileyceğim kız!" dedim. Bu lafıma teşekkür etmişti.

Sonra konuyu önceki akşama getirdi, “Akşam ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Çok mu sarhoş oldum?” diye sordu. Ben de, "İki bira içtin kendinden geçtin. Ayakta bile duramıyordun, odana taşırken anam ağladı. Ne kadar ağırsın kız!" diye takılınca, Serpil, "Saçmalama!, sadece 55 kiloyum, sence 55 kilo çok mu?" dedi. Kızlar kendisine kilolu denmesinden hoşlanmadıkları için özlllikle böyle söylemiştim. Şaka yaptığımı anlayınca da gülmeye başladı. O akşam birşey olmamış gibi yemeğimizi yedik, TV seyrettik.

Sonraki günler normal şekilde geçiyordu. O işine gidip gelirken, ben de öylesine takılıyordum. Serpil nişanlısıyla buluşmaya devam ederken, bu buluşmalar bazen geç saatlere kadar sürüyordu. Bir akşam eve döndüğünde yüzünün asık olduğunu farkettim. "Ne o kız? Yüzünden düşen bin parça!" diye takıldım. "Yok birşey!" dedi, ama bira içtiğimi görünce, gitti bir bardak getirdi ve “Bana da doldursana, içmek istiyorum!” dedi. Bir şişe de ona açtım ve bardağını doldurdum. Bardağı aldığı gibi yudumlamaya başladı, bir dikişte hepsini içti. Bu durumu görünce, "Hop hoop! Biraz yavaş iç!" dedim. Aslında içmesi benim işime geliyordu, geçenki gibi sarhoş olamsını istiyordum. İkinci kez bardağını doldurdum. Bir iki tane kuru yemiş ağzına attıktan sonra, tekrar yudumlamaya başladı. Nışanlısıyla tartışmış gibi bir hali vardı. Kızgınlığı yüzünden okunuyordu.

Biraları ard arda götürürken, bu durum hoşuma gitmişti. Onu izlerken, o akşam yaşadıklarım aklıma geldi. Nasıl bir amcığa sahip olduğunu çok iyi biliyordum. Bu gün üzerinde diz boyu bir etek vardı. Etek bol olduğundan, eteğin kenarlarını, bacaklarının altına toplamıştı. Dizine kadar görünen bacaklar, pürüzsüz tertemizdi. Ağda veya epilasyon yapmış olmalıydı.

Dördüncü bardağı yudumlarken, kelimeler ağzında yuvarlanmaya başladı. Ne dediğini kendisi bile bilmiyordu. Saçma sapan konuşurken, kendi kendine gülüyordu. Bu kez geçenkinden daha fazla içmişti. Kontrolden çıkmaya başlamıştı. Sağa sola eğilirken, yapışık bacakları zaman zaman açılıyordu, bembeyaz bacakları baldırlarına kadar görünüyordu. Anlar diye endişelenirken, bakmadan da yapamıyordum. Bu görüntü yarrağımı hareketlendiriyordu. Öne doğru eğilip gizlemeye çalışırken, kalp atışlarım da hızlanmıştı.

Sonra Serpil, "Lavobaya gitmem lazım!" diyerek yerinden kalktı. Yanımdan geçerken kendini sıktığını farkettim, sıkıştığı her halinden belli oluyordu, nerdeyse altına işeyecekti. Tuvaletin kapısını açtı ve içeri girerken, 'Zoorrt!' diye osurdu. Küfürler ederek tuvalete girdi. İçtiği biralar onu işemeye zorlamıştı. Öyle tazyikli işiyordu ki, işeme sesi salona kadar geliyordu. Hem işiyordu, hemde zaman zaman osuruyordu.

Tuvaletten çıktıktan sonra odasına gitti. Aradan bir müddet geçtiği halde, Serpil'den ses seda çıkmamıştı. Ne olduğuna bakmak için odasına yöneldim. Odasındaki ışık yanıyordu. Ne yaptığını öğrenmek için sessizce yaklaştım. Açık olan kapıdan içeri baktığımda, yüzü koyun uzanmış yattığını gördüm. Kalçalarına kadar açılmış olan etek, süt beyaz bacaklarını ortaya çıkarmıştı. Biçimli olan çıkık götü çok güzel görünüyordu. Cesaretimi toplayıp içeri girdim içeri. "Serpiil! Serpiil!" diye seslendim. Herhangi bir şekilde de olsa tepki vermiyordu. Kendinden geçmiş, derin bir uykuya dalmıştı.

Bunu fırsat bilerek yanına oturdum. Süt beyaz bacakları tertemiz görünüyordu. Kalçalarını örten eteğini yavaş yavaş beline doğru çektim. Şimdi önümde harika bir manzara vardı. Kalçaların arasına sıkışan külot, iki dağın arasından akan dere gibiydi. Açık mavi külotu çok seksiydi. Kalçalarındaki lekeler dikkatimi çekmişti. Dikkatle incelediğimde, gördüklerime inanamamıştım. Kalçalarındaki morarmalar, parmak izine benziyordu. Bunu yapanın kim olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yoktu. Sanırım nışanlısıyla sevişmişti. Kızmıştım, ama bunları düşünmenin sırası değildi.

Daha önce kıllı olan yerler, tertemiz kaymak gibiydi. Hafiften tenine dokundum. Avucumun içiyle, önce bacaklarını, ardından kalçalarını okşamaya başladım. Bu inanılmaz bir duyguydu. Serpil öylece hareketsiz yatıyordu. Okşamalarım çoğaldıkça, kendime olan güvenim de artıyordu. Cesaretimi topladıktan sonra, külotunu çıkarmaya karar verdim. Lastikli yerleri belini sıkmıştı. Yanlarından tutarak yavaş yavaş sıyırmaya başladım külotunu. Birkaç saniye içinde külottan da kurtulmuştum. Serpil'de halen hareket yoktu. Kalçaları tüm ihtişamıyla meydandaydı. Bir ara kıpırdar gibi oldu. Bu kıpırdama işimi kolaylaştırmıştı. Sağ bacağını Yana doğru açarken dizine doğru kırmıştı...

Gördüğüm manzara olağan üstüydü. Kılları temizlenmiş olan amı, kabak gibi parlıyordu. Ortasını ikiye bölen çizgi, şimdi daha net görünüyordu. Kalçalarının arası kızarmıştı. Bu kızarıklık, külotun sürtünmesinden olabilirdi. O an kendimce öyle düşünmüştüm. Elimi uzattıp amını yoklaklarken, çizginin arasında sıkışan küçük dil harika görünüyordu. Ortadan ikiye bölünen yeri hafif hafif okşuyordum. Bir müddet okşadıktan sonra, amının dudaklarını parmaklarımla gerdim. Deliğine bakarken, içim gitmişti. Bakire olduğu her halinden belli oluyordu. İşeme yerinin altında küçücük bir deliği vardı. Parmaklarımı çektiğimde, amının dudakları diri ve sert olduğundan, ağız kısmı anında kapanmıştı.

Bir yandan Serpil'i incelerken, diğer yandan yarrağımı okşuyordum. Daha önce kıllı olan arka deliği, eminim şimdi tertemizdi. Arka deliği merak ederek kalçalarına yöneldim. İki yandan tutarak kalçalarını gerdiğimde, gördüğüm manzara beni ürkütmüştü. Kendi kendime, (Bu ne böyle?) diye söylenirken, inanamıyordum. Daha önce küçücük olan delik, sanki büyümüştü. Götünün deliği, şişenin ağzı gibi açılmış, içi görünüyordu. O an aklıma nişanlısı Ferit geldi. Belli ki Serpil'i götten sikmişti. Birkaç saat önce siktiği için, deliği halen gevşek duruyordu. Gördüklerimden inanılmaz şekilde heyecanlanmıştım. Bu duruma daha fazla dayanamadım ve birden kasılmaya başladım. Müthiş bir zevkle boşalırken, külotumu berbat etmiştim.

Banyoya giderek pislenmiş olan giysilerimi çıkardım. Serpil'in akşamki durumu aklıma geldi, eve geldiğinde kızgın olmasının nedenini şimdi daha iyi anlıyordum. İyice temizlenip banyodan çıktım. Odasına döndüğümde, Serpil halen aynı pozisyonda yatıyordu. Kendimi toparlayıp ikinci kez kalçalarını gerdim. Ağzımda birikmiş olan tükürüğü, götünün deliğine tükürdüm. Parmağımla tükrüğü yedirdikten sonra parmağımı deliğe bastırdım. Kaygan olan parmak, rahat bir şekilde içine girmişti. Yavaş yavaş ileri geri hareket ettirmeye başladım. İçinin sıcaklığı parmağımı yakıyordu. Sonra iki parmağımla denedim. Yine kolay girmişti. Parmak sayısını artırdıkça, götünün deliği halen kabul ediyordu, ağız kımı açıldıkça açılıyordu. Bir müddet, dört parmakla devam ettim. Elimi çektiğimde, ağız kısmı anında kapanmıştı. Götünün deliğini, 10-15 dakika boyunca parmaklarımla sikerken, Serpil'den gık bile çıkmamıştı.

Bu sırada yarrağım kalkmış, demir gibi sertleşmişti. Artık karar vermeliydim. Bu fırsatı kaçırırsam, böyle bir şans bir daha yakalamayabilirdim. Ya şimdi, ya hiçbir zaman. Bunu mutlaka denemeliydim. Bacaklarını iki yana doğru açtım. Belinden tutup geri doğru çektim. Azda olsa domalma pozisyonuna getirdim. Vücudumu bacakların arasına yerleştirdim. Götünün deliğine bolca tükürdüm. Yarrağımıda kayganlaştırdıktan sonra, artık engel kalmamıştı. Sertleşmiş olan yarrağımı, ağız kısmına dayadım. Ağırlık vermemek için kollardan destek alırken, yüklenmeye başladım. Kafası girdiğinde heyecandan titriyordum. Biraz daha, biraz daha derken, yarısına kadar soktum. Yarrağımı saran delik, inanılmaz zevkliydi. İleri geri hareket ederken, yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Tanrım ne müthiş zevk bu böyle! İlkkez birini götten sikiyordum, o da üvey kızkardeşimin götüydü.

Zaman ilerledikçe, derinlere sokmaya çalışırken, zevkten uçuyordum. Kayganlık azaldığında, geri çekilerek tükrüğümle kayganlaştırıyordum. Sonra tekrar sokuyordum. Birkaç dakikadır, daha önce yaşamadığım zevkleri yaşıyordum. Serpil'in götünü sikerken, kim olduğunu unutmuş gibiydim. Yarrağımı sonuna kadar bastırırken kalçaları kasıklarıma değiyordu. Kalçaların yumuşaklığı gerçekten harikaydı. Dakikalardır sikerken, şimdi daha rahat hareket ediyordum. Delik gevşemiş iyice açılmıştı. Ama yinede müthiş zevk alıyordum.

İkinci kez olduğu için boşalmam uzun sürecekti. Daha fazla dayanacağımı düşünmüyordum. Ama zevk dalgası tüm bedenimi sararken, boşalmak üzere olduğumu anladım. Boşalma öncesi, hızlı hızlı sikerken karar vermem gerekiyordu. Karar vermeye fırsatım bile olmamıştı. Götünün derinliklerine büyük bir zevkle boşalmaya başladım. Birkaç saniye boyunca, tüm döllerimi götünün içine boşaltmıştım. Bir müddet içinde kaldıktan sonra üzerinden çekildim. Az da olsa pişmanlık hissine kapılmıştım. Sabah olduğunda anlamasından endişe duyuyordum, mutfaktan bir koşu peçete getirdim. Peçeteyle kalçalarını silerken, gözüm amına takıldı. Parmağımla yokladığımda, bunun am suyu olduğunu farkettim. Boşaldığım için amı ilgimi çekmiyordu. Önce külotunu ayaklarından sokarak giydirdim, ardından eteğini aşağıya doğru çekerek bacaklarını kapattım. Işığı söndürüp çıktım.

Banyoya girip güzel bir duş aldım. Sonra da odama gittim, yatağıma uzandım. Az önceki yaşadıklarımı düşünürken derin bir uykuya dalmışım.